daha fazla öğrenciyi üniversiteli yapmak amacıyla 4yıllık bir üniversiteye girmek için gerekli olan 185 baraj puanını 25 puan aşağı çekerek 160 puana düşüren ve öss kazanmayı dahada kolaylaştıran sistem eğitim düzeyini dahada alta çekmeye yetecek olan 2.adımdır!!!ilk adımda liselerde 5 zayıfı olan öğrencinin bile bir üst sınıfa geçmesiydi milli eğitim bakanlığı ve yök'ün yapmış olduğu iyi gibi gösterilmeye çalışılan ama kötü bir sistem olarak eğitimcilerden tepki alan bu sistem ilerleyen zamanda işsizliği arttıracağı gibi vasıfsız üniversite mezununu çoğaltıcak ve gene mesleki alanda yetişmiş işçi açığını ortaya çıkaracaktır!!!!
dünyanın en sorunsuz araçlarını üreten, japonyanın en büyük otomobil firması..
duyduğumdan beri gülmeme sebep olmuş cümledir, türkiyede kurulmasi muhtemel olan cümledir.
gece acıkırsanız saray casinoya gidebilirsiniz .gündüz bet salonuna girip serinlemek için soğuk bişeyler içebilirsiniz.
(u: işbu tanım şu başlıktan kopyalanmıştır.)(u: inancı yüzünden başarısız damgası vurulan insanlar)(alinti: 1. bir düşünceye gönülden bağlı bulunma.

2. birine duyulan güven, inanma duygusu.

3. tanrı'ya, bir dine inanma, akide, iman, itikat) demiş tdk.

yani inanç din de olabilir, ideoloji de olabilir, bir ülkü ya da hissiyat da olabilir. ama önemli olan nokta şu: inancı(u: inanç) yaratan (u: en iyimser tabiriyle) o gönülden bağlılık, ona inanmayanları ve o inanç dışındaki başka inançları yadsır, reddeder ve ötekileştirir, sabaha bırakmaz döver. inancın(u: inanç) yarattığı değer ya da eder de böylelikle tartışılabilir hale gelir. yani diyorum ki inanç, hele ki körü körünesi, militanlaşmışı hatta şovenistleşmişi kötü bir merettir. mühim olan bilmek değil midir, inanmaktan öte.
son yıllarda gençseniz ve gitmezseniz dövüyorlarmış galiba. hala güzel; ama eskisi kadar değil...
(u: boş buldum)

bir kavramın niteliklerini eksiksiz olarak belirten ya da açıklayan cümle, tarif.(u: tdk)
çağan ırmak imzalı bir kısa filmde görüp, beğendiğim daha sonra mahallenin muhtarları dizisinde şöhreti yakalayan başarılı bir oyuncu.. gemide filminde zaten aşmıştır kendini, o şimdi mahkum filminde de rol almıştır kendileri..
dış sahada giymek amaçlı renk değişimi yaşamış olan formadır kendisi dış sahada artık turkuaz beyaz giyicez!...şahsen beğenmedim birtek yazıları hoşuma gitti ne varsa orjinalde var kırmızı beyaz en güzeli!.......

http://www.milliyet.com.tr/2007/12/10/son/sonspo33.asp?prm=0,2972943
nasıl ifade edilir bilmiyorum. gece kalkıp 3 - 5 arası kendime sorduğum, ruhumu depreştirdiğim bir anda geldi aklıma. neydi klasik müzik. onu diğerlerinden ayıran neydi? inanın bazı şeyler saklı kalmalı. asla açığa çıkmamalı. büyüsü yada her neyse içinde barındırdığı o gizemli şey hep gizli tutulmalı. klasik müzik size dair her şeyi dışarı ya çıkarıyor ama. bütün gün evin içinde dolanıp kendinize sorduğunuz sorular.. yada yağmurlu bir günde cafe deki kızın size sıcak kahveyi getirirken yüzünde beliren tebessüm. her şey var onun içinde..

amansız bir hastalığa tutulmuş birini bile bulabilirsiniz orada. yeter ki klasik müziği dinlerken nüanslara dikkat edin ...ara geçişlere. besteleyen deha nın insan üstü yüceliği olduğuna inanın. kimse birbirini kandırmasın. beethoven, mozart, bach , chopin, rachmaninoff ve diğerleri.. bunları dinlemeyen insan, henüz kendini bulamamıştır. ortalıkta öyle " benim, en iyisiyim" diye dolanmasın ayrıca. herkes statüsünü bilirse hiç bir sorun kalmaz. aşk, ölüm vs bunlar klasik müziğin hissttirdiği duygular karşısında manasız kalır. en yüce duygu bile o romantizmi açıklayamaz.

şüphesiz o öyle bir dil ki; insan ruhunun açıklayamadığı, kelimelerin anlamsız değil fakat o manasızlıkta bir hale büründüğü durumlarda ortaya çıkarır ve sürükler benliğinizi, tıpkı akan bir ırmak gibi...
17 mart 2008 pazar gunu saat 03.30 siralarinda kibrista feci bir trafik kazasi sonucu vefat eden ydü öğrencisidir . kayserilidir