duman coverı en cok sevdiğim sarkı.zira sezen aksuda beğendiğinden olsa gerek,bir sakı bu kadar iyi coverlanamaz demiştir.

beni yak kendini yak herseyi yak

bir kıvılcım yeter ben hazırım bak

ister öp oksa istersen öldür

ask icin ölmeli ask o zaman ask

ask için ölmeli ask o zaman ask

seni içime çektim bir nefeste

yüregim tutuklu gögsum kafeste

yanacagıs ikimiz de ateste

bir kıvılcım yeter hazırım bak

ask için ölmeli ask o zaman ask

allahım allahım

ateslere yürüyorum

allahım acı ile

ask ile buyuyorum

beni yor hasretinle sevginle yor

sevgisizlik ayrılıktan daha zor

diledigin kadar acıt canımı

yoklugun da varlıgın da yetmiyor

yoklugun da varlıgın da yetmiyor
hindistanlı tata tarafından satın alınan marka.eskiden hindistan ingiliz sömürgesiydi şimdi dev ingiliz firmalarını satın alıyor ilginç.bunun dışında arazi aracı denilince ilk akla gelen markadır.
fırtınadan sırılsıklam bir geceye uyuyup, ışıl ışıl bir bahar güneşine uyanınca insan, uzun sürmüş bir kış uykusunun mahmurluğundan silkinmişcesine diriliyor ruhu...

yorgun bir yılın sonunda, denizin tuzlu dudaklarından öpmeye koştuğum bir sahil kasabasında, elektronik posta kutuma düştü "kırlangıcın öyküsü"...

öyle güzel, öyle yalındı ki, yazarını da, kaynağını da bilmemenin riskine rağmen, o 8 - 10 satırdan çocuksu bir masal yapıp, bu yılbaşı, hediye sepetinize koymak geldi içimden...



"kırlangıcın biri, bir adama aşık olmuş.

cesaretini toplayıp penceresine konmuş.

önce olabildiğince dik durmuş,

sonra gagasıyla cama vurmuş.

'-tık... tık tık...'

çok meşgulmüş adam... öfkeyle cama dönüp bakmış:

'-kimmiş onu işinden alıkoyan?'

kırlangıcın minik kalbinde amansız bir heyecan

kırık sözcükler dökülmüş gagasından...

'-hey adam, seni nicedir izliyorum.

sorma nedenini, niçinini,

ama galiba seni seviyorum'.



şaşırmış adam,

'-sen de nerden çıktın şimdi,

tam aklımı toplayacakken bozdun işimi...'

şöyle bir tüylerini kabartmış kırlangıç,

ve aklındaki planı çıtlatmış:

'-aç pencereyi beni içeri al sen,

birlikte yaşayalım ebediyen...

hem sofrada ortağın olurum,

hem evde eğlencen'.

parlamış adam:

'-şuna da bakın neler diyor bu...

haddini bil, hiç kuş insana aşık olur mu?'

'-soğuklar başladı bak, üşüyorum dışarda.

alırsan içeri, deva olurum yanlızlığına da...'

hepten kızmış adam, kovmuş kırlangıcı camın önünden

'-yürü git işine, yalnızlığımdan memnunum ben"

bükmüş gagasını zavallı kırlangıç,

uçmuş semaya doğru, kanadı kırık...

gel zaman git zaman,

kırlangıçın hemen ardından,

bizim adamı pişmanlık basmış:

'-hay aptal kafam, ben ne halt ettim,

ayağıma gelen fırsatı teptim'.

sonra teselli etmiş yalnız kalbini:

'-sıcaklar başlayınca gelir kırlangıcım.

onu içeri alır yalnızlığımı paylaşırım".

kış geçip de yaz gelince, yalnız adam başlamış beklemeye...

ama sevdalısı uğramamış bile bir kere...

akın akın gelen sürülere sormuş,

onun kırlangıcından eser yokmuş.

öyle üzülmüş ki, gidip bilge kişiye danışmış.

hem kırlangıcı, hem kendi eşekliğini anlatmış

bilge kişi almış adamın mesajını,

lakin üzüntüyle sallamış başını:

"a benim yalnız oğlum. ne kadar efkarlansan azdır.

çünkü kırlangıçların ömrü 6 aydır".

sırılsıklam bir geceye uyuyup, güneşli bir sabaha uyanınca insan, kabus gibi geçmiş bir yılın, ışıltılı yeni yıllara gebe olduğuna dair inancı tazeleniyor.

hele yorgun bir yılın sonundaysanız,

denizin tuzlu dudaklarından öpmeye koştuğunuz şirin bir sahil kasabasında, dostların arasındaysanız...

ve hele, posta kutunuza atılan mektuplar size "bulduğun aşkların kıymetini bil" diyorsa...

(bkz:can dündar)
ünlü sinema eleştirmeni.kimi yönetmen,yapımcı,senarist ve oyuncuların korkulu rüyası haline gelmiş bir figür.
cümleye bu sözlerle başlanıyorsa bilin ki uzar gider, hep böyle olmuştur, olacaktır.

u.l
düşmanların 1 numuneialem online yazan durum. nedir bu insan kendi kendinin düşmanı olurmu. yadda biri beni düşman ilan etti ben kendimi tesaelli ediyorum salaklık edip kendi kendimi düşman ilan ettim diye
diğer adı plato olan akarsularla derince yarılmış üzerinde düzlüklerin bulunduğu yüksek yeryüzü şeklidir.kışın yaşam şartları zor olduğu için tenha olan,yazınsa serin olduğu için tercih edilen dinlenme yeridir ve hayvan otlatma içinde tercih edilir.
wax

sac jölesi

sucuk pastırma(u: memleketten dolayı)(u: 38)

hoparlör(u: 5+1)

sampuan

san fıstıgı(u: kıbrısta pahalı arkadas)

dus jeli(u: palmolive therapi)(u: terapi işte)

dus lifi

clean&clear tonic

avon yosun maskesi

giysiler

62 çift çorap(u: çorap yıkamayan insan modeli)(u: yıkamadan nasibini almayan yüzsüz corap)
prometheus un zeusun bir fikrini çalıp insanlara vererek insanların şımarmasını sağlayarak zeusunda buna kızması sonucu yarattığı türdür o güne kadar tek tür erkektir ve buna sinirlenen zeus heykeltraş oğlu hephaistostan çamurdan bir heykel yapmasını ister ve model olarak aphrıdith heykelini kullanır böylece yeni türü heykele verdiği ruhla yaratır
içip içip sapıtanların içindeki o büyükbaşlı hayvanı yüzeye çıkarttığından böyle söyleniyor diye avunulması mümkün olan önerme.

neden hep bi' şeyler bi' şeylerin anası olur da babası, emmisi, halası, kayınçosu ya da eltisi olmaz bunu da anlamam ya, neyse. bütün kötülüklere atıf yapar, genelleme manyağı bu cümle. yuh be göz var izan var, genelle tamam da ayarsız olmuş sanki. bu kadarını ben bile yapamam.