zannedilir ki islam dini erkeği yüceltmiş de kadını ona kul köle etmiş, üstüne üstlük erkeğe kadını dövme hakkı vermiştir.

-sizin en hayırlınız, kadınlarına karşı en hayırlı olanlarınızdır.(u: tirmizi)-

hadisi şerifiyle meşhur olmuş bir din, nasıl kadını ezebilir allah aşkına? azıcık mantıklı olup düşünmek gerek.

kadının dövülmesine cevaz verenler, kendilerine kaynak olarak nisa suresi 34.ayetini göstermişlerdir. şimdi ayrıntılı olarak bu ayeti irdeleyelim ve azıcık dinimizi öğrenelim, ondan sonra konuşalım di mi canlar? bilmeden sağdan soldan sallamak, pek de uygun olmaz.

ayeti kerimede 3 temel kelime geçmektedir; kavvam, nüşüz ve darebe. bu kelimeler düzgün tercüme edilmediğinde, islami bilgisi az olan biri tarafından bu kelimelerin anlaşılması güçleşir. hepinizin zaman zaman başına gelmiştir, altyazılı bir film izlerken zaman zaman ne saçma tercumeler adildiğini bilirsiniz. bir dilden diğer dile çeviri yapılırken zaman zaman kelime kelime çeviri yapılması, bütünün anlaşılmasını güçleştirir. şimdi sizler için bu işi kolaylaştırmaya çalışıcam canlar.

kavvam sözcüğü kimi meallerde hakim, kimisinde yönetici, kimisinde koruyup kollayıcı olarak çevrilmiştir. halbuki bu kelime tam olarak bunların hiçbiri değildir. bu kelimeyi tefsirle açıklamak gerekir. kadının erkek üzerinde hakimliği ya da yöneticiliği demek kadına sahip olması demek değildir, kadının erkeğin malı olması demek hiç değildir. zaten ayette geçen kelime hakim ya da yönetici değil kavvam kelimesidir. kavvam ise erkeğe kadını koruyup kollaması, gözetmesi, sorumluluğunu üzerine alması, onun için güzel kararlar vermesi gibi yükümlükleri anlatan bir kelimedir. erkeğe bir güç verilmesini değil bir sorumluluk verilmesini anlatır bu kelime. erkekler kadınların efendileri, kadınlar da erkeklerin köleleri değildir yani. erkekler kadınlar üzerinde kavvamdırlar. olan budur sadece. bunu da zaten kadın fıtratı kabul eder. daraldı mı ağlayacak bir omuz, sıkıntılandı mı koruyup gözetecek bir erkek isterler yanları başında.

diğer kelime nüşuzdur. kadının dövülme sebebi diye iddia edile gelen kelime işte bu kelimedir. nüşuz bazı tabirlerde dikbaşlılık diye çevrilmiştir. halbuki dikbaşlılık bu kelimeyi tam olarak karşılamaz. dikbaşlılık görecelidir çünkü.

nüşuz; bazı tavır ve davranışları sebebiyle yoldan çıkan, aile hukukuna baş kaldırma belirtileri gösteren, böylece naşize (salihanın zıttı) olma ihtimali beliren, aileye ihanet etme durumuna gelen, ailenin şerefine leke sürme olasılığı güçlenen kimselerle ilgili kullanılan bir fiildir.(u: bu anlam alıntıdır) bu safhaya gelmiş bir eşe, erkeğin bir takım caydırıcı uygulamalarda bulunması gerekir. ayette bu anlatılmaktadır. aile şerefine leke sürecek konuma gelmiş bir kadın için, islamiyet erkeğe bazı önerilerde bulunuyor ki kadın kendini düzeltebilecek imkanı bulsun.

islamiyet kadına önce öğüt verin diyor, olmazsa yataklarında yalnız bırakın, bu da çare olmazsa vadrıbû-hunne diyor ayette.

böylece geldik darebefiiline. vadribu-hunne darebe nin çekilmiş ve sonuna zamir gelmiş halidir. hunne kadınları temsil eden zamirdir. darebe kelimesinin pek çok anlamı vardır.

(alinti: bir şeyin üzerinde bir şey oluşturmak, dövmek, çarpmak, yollarda ayak ile iz oluşturmak, rızık, ticaret ve savaş amacıyla yola çıkmak, yağmurun topraktaki izi, musa’nın denizde ısrailoğulları’na asasıyla yol açması, tuvalete defi hacet için hızlı gitmek, çiş yapmak, bir yere bir şey dikmek, erkek hayvanın dişisinin üstüne çıkması, bir şeyi bir şeye çarpmak, karıştırmak, koyun boyamak, suda yüzmek, akrep sokması, kalp atışı, nabız vuruşu, bir şeyi kaldırmak, el ile işaret, sıkı tutmak, kavgadan, beladan kaçmak, bir yere varıp dikilmek, örnek vermek, uzaklaştırmak, ayırmak)

ee peki bu ayete hangi anlamı vermek gerek o zaman? bir sürü anlam içinden hangisini seçmek gerek. işte bu aşamada peygamberimizin hayatına bakmak gerek, çünkü peygamberimiz ayaklı bir kurandı, kuranı örnek bir hayat olarak yaşıyordu.

Âişe vâlidemizden rivayet olunduğuna göre -allah rasûlü, ne bir hizmetçisine bir tokat vurdu, ne de bir karısına...-(u: ibn mace, nikah 51)

hal böyle olunca bu kelimeye burada uzaklaştırmak manası verilmelidir. darebeyi dövmek şeklinde yorumlayanlar da olmuştur elbet. ama peygamberimizin dinin en iyi örneği iken, onun hayatında da böyle bir örneğe rastlanmamışken verilebilecek en güzel anlam uzaklaştırmak olmalıdır.

yani ne yapıyoruz canlar, karımıza çata küte dalıp sağdan soldan vurmuyoruz. islamda kadın değerlidir. sizin en hayırlınız, kadınlarına karşı en hayırlı olanlarınızdır.

edit: darabe nin bir anlamı da dövmek olduğu için diğer türlü çevirenlere birşey demiyorum, ama bana ters geliyor. ama benim kabul ettiğim çeviri uzaklaştırmak.

başka bir edit: ayrıca karısı ahlaksızlık seviyesine varmış bir insan düşünün. muhtemelen konuşma gereği, ya da yatağını ayırma gereği bile duymadan döverdi karısını. ama islam öncelikle konuşulmasını, sonra yatağında yalnız başına bırakılmasını sonra da çeviriyi ne şekilde kabul ederseniz o şekilde vadribu-hunne yapılmasını tavsiye ediyor.