markette sira beklerken yasanan muazzam gerginlik – ydü sözlük – kibris ta bir sözlükcük | artik haber daha yakin
evde bir takım malzemelerin tükenmesi veya azalması ile her türk gencinin yaptığı gibi marketin yolu tutulur. yolda kişi eğer yalnız ise parketmiş bir araca, yoldan yürüyüp geçen bir kadına, neşe içinde koşturan veletlere dair bir takım tespitler yapar. ertesinde markete varır. fakat markette sıra vardır. tam önde dombili bir teyze aldıkça eşya alıyordur sigarasından peynirine, yumurtasından gazetesine. işte bu sırada gözler raflara çevrilir. evde başka nelerin eksik olabileceğine tamamlanması gerektiğine dair bin türlü tilki gezinir. göz bu sırada rafları özenle kontrol etmeye devam etmektedir. öndeki dombili teyze bir türlü bitirmez işini. geleli 5 dakika geçmiştir hala ısrarla 4 numaradaki sevim hanımların evine bizon girdiğinden, 12 numaradaki süheyl beylerin her gece yüksek volümde headbang yaptığından dem vurur. bu esnada sıra bekleyen kişi rafları kontrol etmeyi bitirmiş, sakızların çikolataların üzerindeki bit kadar yazıları her kelmesine kadar okumuş, market zeminindeki karo kaplamaların kaçç tane olduğu hakkında yaklaşık bir tahmin yürütmüş, yan gözle marketçiye ve tdombili teyzeye kaçamak bakışlar atarken soğuk terler akıtmaktadır. artık bir cehennem azabına dönüşen bekleyişin bitmesi için yalvarmaktadır içinden. dombili teyze kamyonlarla ancak taşınabilecek kadar yüklü torbalarını bir halterci edasıyla kaldırıp evine doğru salınırken market çalışanının buyrun efendim hoşgeldiniz repliğiyle aniden dağılıverir bu gergin atmosfer. artık alışveriş yapma sırası o kişidedir ve artık o bekletecektir arkadan usulca yaklaşan burnundaki sümükle oynayan küçük veledi.
geçtiğimiz günlerde eskişehir neo alışveriş merkezindeki carrefour da kasada bekleyen amcanın elindeki maden suyu şişesini düşürmesi üzerine şişenin patlayarak büyükçe bir cam parçasının bikaç kişi önündeki çocugun dudagına girmesiyle,cocugun dudagından inanılmaz miktarda kan fışkırması ile oluşan gerginlik..
dersten çıkılmış eve gitmek lefkoşa trafiğinde bir işkence haline gelmiştir.zar zor inilir ve en yakın markete doğru yürünür.metropol alışveriş merkezine girilir ve ihtiyaçlar karşılandıktan sonra boş kasanın hangisi olduğu araştırılır ve eğer boş kasa yoksa en az sıranın olduğu noktada sıraya girilir.önünüzde kıbrıslı bir amcacık durur.elindekilerinin az olduğunu görünce büyük bir neşe kaplar içinizi (su,makarna vardır amcanın elinde). sıra amcaya gelir tutar çıkarılır amca elini cebine atar ve oda nee bir çek defteri çıkartır.daha sonra ceplerde kalem aramya gelir sıra.daha sonra oldukça yavaş bir şekilde çek defterine oldukça cüzzi olan miktar yazılır,tarih atılır,ad soyad yazılır,imza atılır.işte bu markette sıra beklerken yaşadığım muazzam bir gerginlik.
**msnkmmm, çok oldu yaa, kesin bi dunya para tutucak, lan şunu almasaydım keşke, lan almasam da olmaz ki mına koyuum** gibi içseslerle desteklenen gerginliktir
yaz tatiline girmeden ekmek fiyatını en son 400 binde brakıp geldiğimde 650bin bulup ufak çaplı bi şaşkınlık geçirdiğimde marketçinin bana pis pis sırıtarak sen yenisin galiba demesinden sonra lan ben bunları aldım ama dün gece zam gelmişmidir acaba diyerekten yaşadığım gerginliktir allahtan marketçiyle kanka olmuşuzdur da önemli değil kalanı sonra getirirsiniz şeklindeki lahuti sesi duyabilmekteyizdir.
kasadaki yapışmış poşetleri açmaya çalışırken diz çöküp gençliğini harcayan nice yiğitleri beklerken geçen zamanlardır..

maddesel dünya gitmiştir o anda... herşey boştur..

arkadaki gergin kalabalığın bekleyişi artık heyecana dönüşmüştür, acaba kahramanımız torbayı değişik teknikler kullanarak (bkz:birbirine sürtme , arasına üfleme,vurma,havada sallama) açabilecekmidir..