bir tartismanin dayandirilmasi gereken temeldir. tartismayi kavga etmek ve bos gurultu yapmaktan ayiran imlectir. kisilerin birbirinin yalamasi olmasini engelleyen ayıractir. burda soz konusu olan uslup degildir. uslup sert olabilir hatta hakkaniyetten uzak bir elestiride incitici de olabilir. ancak yapilan yorumlara verilen cevaplar kisinin ozunu belirler... empati kurmaksizin verilen korunma reflexleri, koru korune hakliligi onesurmek, hakli olsaniz bile karsidakinin de haklilik payi olabilecigini dusunmemek, en iyi cevap en igneleyici cevaptir demek, laf yaristirmak, konuyu gereksiz uzatmak, olayin ozunden uzaklasmak, olayi kisisellestirmek ve en onemlisi sahip oldugu gucu menfuatleri dogrultusunda kullanmak tartisma adabini bilmemek demektir.

sozlerimi bir anektotla noktalamak istiyorum.. eser koker'in bir lafi vardir. -universite hayatiniz boyunca siyaset yapabileceginiz sosyal olaylara tepki verebileceginiz en uygun mekandir, o yuzden universite yillarinizda fikrinizi paylasin tartisin cunku ancak bu yillarda fikriniz degisebilir yada gelisebilir.- bu soz cok manidardir. zira adabi ile tartisilmadigi surece hicbir fikir gelismez yada degismez.

son olarak yazar kisi kendi adina bir yorum yapmak ister o da sudur ki;

karsidakinin fikrini degistirmek icin israrci olunmamalidir, dusuncenizi soylersiniz anliyor yada anlamiyorsa o karsidakinin sorunudur. kimse sizin dediginizi kabul ediyor diye daha akilli red ediyor diye daha aptal olmaz. zira her fikir sahibine en mantikli gelendir..
herhangi bir konu üzerinde gerçekleştirilen tartışmanın amacı genellikle karşısındakinin iyiliği doğrultusunda bir ikna çabası veya bilgi artırımı olmalıdır. ancak tartışma kültürünü -hadi buna inceden demokrasiyi de diyelim- sindirememiş karakterler tarafından, genellikle tartışmanın düzeyini de belirleyecek bu olgu daima göz ardı edilir ve yapılan tartışmalar daha çok diğer tarafa üstünlük ispatı amacı taşır. bundan sebeple de insanlar genellikle tartışırlarken karşısındakini anlamaya pek az çaba gösterir, bunun yerine karşısındakine verecekleri cevabı düşünürler. tartışmayı anlamaya çalışsalar bile bu daha çok karşısındakinin fikirlerinde acaba bir açık yakalayabilirmiyim mantığıyla hareket ettiklerindendir. dolayısıyla da bu durum tartışmanın içini dolduracak mantıkla hareket eden bireylerin konuştuğu şeylerin havada kalıp anlamını yitirmesine sebep olur.

bütün bunlardan dolayı da memleket sath-ı içinde yapılan tartışmalar içerik olarak karşılıklı laf sokmalardan ve tartışan bireylerin birbirlerini itham etmelerinden bir adım öteye dahi gidemez. Çünkü amaç genellikle üzüm yemekten ziyade bağcıyı dövmektir. bu yüzden de ülkemiz sınırları içinde yapılan tartışmalarda en ufak bir bilgi kırıntısına rastlamak yada tartışan taraflardan birbirlerine empati göstermelerini beklemek samanlıkta iğne aramayla eşit düzlemde yer almaktadır. tartışma adabı ise mazide kalan bir yaradır.
kişiden kişiye değişen kurallar bütünüdür, edep kurallarının tümüne adab denir ki edep 2+2=4 kadar kesin değerleri olmayan bir kavramdır, kimine göre edepsiz olan bir şey kimine göre edep sınırları içindedir, o sebeple tartışma adabı da (u: kurallarını koymak için tartışsak bile) 'böyledir' diye net bir şekilde ortaya koyamayacağımız kurallar bütünüdür
tartışmak eylemine ikna etme süreci olarak bakanlara göre bir tür dikte etme durumu, faşizan bir özelliği olan kurallar bütünüdür demek yanlış olmaz sanırım.