turbanli ogrenciye hak ettigi notu vermeyebiliriz – ydü sözlük – kibris ta bir sözlükcük | artik haber daha yakin
istanbul üniversitesi rektörü mesut parlakın ,kendi ideolojisini ,tarafgirliğini , üniversite dediğimiz ilim irfan yuvalarında dahi uygulayacağını belirtmesidir. bilim adamı dediğimiz hani tarafsız olmalıydı ,hani bunların işi ;kişileri dil ,din, ırk ,felsefi düşünce farkı gözetmeksizin yetiştirmekti. meğer öyle değilmiş.

o zaman faşist biri rektör olsa ,sosyalistlere hakettiği notu vermeyecek, marksist leninist ideolojiyi savunan biri rektör olsa kendi gibi düşünmeyenleri mi dışlayacak...

işte mahalle baskısı diye ağlayanlara ,hoca baskısı diye gösterilebilecek ,eğer başını açmazssan dersden geçirmem diye kişileri zorla kendi kalıplarına sokma çabasıdır.
bu gerginlik bizi bile etkileyecek. belki hiç hakkımız olmadığı halde, türbanlı bir öğrenciye, cumhuriyet ilkelerinin kıyafetlerine aykırı diye hak ettiği notu vermeyeceğiz.... şeklinde ifade ettiği ayrımcılığın adam kayırmanın en güzel örneklerinden biridir.

mesut parlak ,artık sorun ortadan kalkarda bu kızlar üniversiteye girerse , benim girmelerini engellemeye bi hakkım kalmaz ama benimde elimde bi kozum var oda nottur ,ahanda onu keyfime göre kullanırım diye kendi keyfiliğini belirtmiştir.

türbanlı hakimin turbanli avukata çifte tarife uygulayacagini bildiğimiz içiin : demek birileri böyle bişi biliyormuş acaba bunu kim yapmış yada ileride hakim olursam çifte tarife(u: aha)uyguluyacağım diye bi beyanatta bulunmuş doğrusu merak edilir. birileri münasip biyerlerinden uydurup, adeta kendileri pişirip kendieri yemektedir. bunuda birilerine yedirmeye çalışmaktadırama yersen

(bkz:silmeyi gerektirecek tek şey ayar yemiş olmak)
malatyaya geldiğinde malatya milletvekillerine - evet haklısınız,özgürlük,eşitlik!- diyen,sonrasında açıklamalarıyla malatya milletvekillerinin bile tepkisine sebep olan,hemşerim olduğundan utandığım adamın söylediği gereksiz sözcüktür.devamında cumhurbaşkanımız tarafından -madem öyle,işte böyle- denilerek görev süresi sona erdiğinde,normal bir üniversitede sadece öğretim görevlisi olarak bir cevap verilebilir.ama buda bize yakışmaz işte.
çaresizlikten son çırpınış sözcükleri olarak tanımlıyabileceğimiz, sahibinin ne mal olduğunu gösteren kelime grubudur
başbakanın türbanı serbest bırakması ve rektör veya dekanların bu konuda söz sahibi olmadığı için denmesi gereken cümle...

(bkz:öle)
çok doğal bir söylemdir. bir söylem değerlendirilirken söyleme sahip olana bakılır. zira bu söylemin sahibi adalet, özgürlük ve insan hakları diyen ve fakat bunlara asla saygı durmayan; gelişmişlik, ilericilik, muasır medeniyetler seviyesi söylemlerini içleri oyulmuş birer kabuktan ibaret gören; içini kendi çıkarlarına göre dolduran, sadece belli ideolojileri benimseyen ve bunun dışındaki herkesi düşman olarak gören kimselerdendir.

demokrasi, cumhuriyet, laiklik, insan hakları, çağdaşlık

yazar şöyle demektedir

(alinti: o yüzden, sloganların sözde insani oluşlarına değil, davranışlara bakmak gerekir. düşüncelerin sözde ilerici yahut muhafazakar ya da liberal etiketli olmasına değil, esnek mi, katı mı; kapalı mı, açık mı olduğuna bakmak gerekir.)

* * * * * * *

milliyette başka bir yazar ece temelkuran pazar günkü yazısında bunun bir hak ve özgürlük olduğunu, olması gerekenin bu olduğunu itiraf ediyorum tarzında cümlelerle ifade etmiş ama ardından istemediğini yapılmaması gerektiğini belirtmiş. yeminle anlayamıyorum, istemiyorum de ve isteme ama lütfen yukarıdaki kavramlar üzerinden bana birşeyler söyleme, çünkü o kavramlar senin söyleminle asla uyuşmuyor uyuşmayacak.