elif şafak denilen şahane kimliğin otobiyografik romanıdır.(bkz:postpartum depresyon)unu anlatmak üzere çıkan, ancak bizi elif şafak ın birbirinden farklı kişilikleriyle onun içimdeki sesler korosu addettiği küçük kadınlarla tanıştırmaktadır.

yeni başlayanlar için postpartum depresyon alt başlığıyla piyasaya sürülen roman,sadece hamilelik dönemini ve hamilelik sonrası depresyonunu değil; bayanlığı ve yazarlığı,bayan yazarlığı, mizahi bir dille irdelemektedir.

romanda şafak,beyninden geçen ve onu o yapan sesleri ayaklandırır,onlara kimlikler kazandırır.bizi biz yapan bu binbir rengi olan sesin sahibinin karakterini tamamen ayırır ve hayatının hangi noktasında hangisini dinlediğini anlatır.örneğin, onu çok meşhur bir romancı yapan içindeki hırs nefs hanım ken,tasavvufi yönü can derviş hanım ın eseridir.

dinlediği en yeni içsesllerinden namı diğer anaç sütlaç hanım sa ona bu kitabı yazdıran malzemeyi -bebeği ve loğusa depresyonunu- sağlayandır.
toplumsal cinsiyete atıflarla bezenmiş; kadın(lığı)ın ve hallerinin anlatıldığı bir elif şafak kitabı. oldukça saf ve sade bir dille, samimice yazılmış bu kitabı her türk kadınının ya da aslında kendini kadın sananların okuması gereken bir kitap. kapak tasarımı ve kitabın içindeki çizgiler, karikatürler daha bir renk katmış, ha bir de türk kadın yazarların yanı sıra simone de beauvoir, doris lessing, ayn rand, slyvia plath gibi kadın düşünür, yazar ve aktivistlerden dem vurması da cabası.

kısaca otobiyografik olarak elif şafak ın kadınlık hallerine; pratik akıl hanım, sinik entel hanım, anaç sütlaç hanım, can derviş hanım, hırs nefs hanım a kulak verilen bir kitap.

(alinti: ... mutluluk da su gibi işte, bedenin süzgecinde duramayıp dışarı akıyor. eskiden olsa derdi ki:

tebeşirle çizilmiş bir seksek oyunu kadar uçucu bir çizgisi var hayatın. farkında olmadan basıyorsun çizgiye. kızıyorlar anında. yandın diye atılıyorsun oyun dışına.

eskiden olsa derdi ki:

çizginin öbür yanı intihardır. öyleyse yaşamak, intiharın kenarında kıyısında, belki de tam eşiğinde zıplayıp durup, zaman zaman ayaklarını boşluğa sarkıtmak pahasına oynamak, oynamak, hiç yanmayacakmış gibi oynamaktır.

eskiden olsa böyle derdi. ama...)
bir kadının kendi içindeki karmaşasını en güzel anlatan kitap budur herhalde. her ne kadar yazılış amacı doğum öncesini ve sonrasını anlatmak olsa da kitap bununla kalmamış. bir kadının kararsızlıklarını ve buna sebep olan iç seslerini, farklı farklı anlarda, farklı farklı karakterlere bürünmemizi öyle tatlı bir dille anlatmıştır ki elif şafak kendi karakterinde, şimdi şurada eli olsa öpücem(u: eli öpülesi)

(alinti: içimin tünellerine girer girmez bir fener alıyorum elime. Buralar çok karışık. keç defa geldim. gene de kayboluyorum.)